Zehir zemberek yağan bir yağmura inat, yüzümdeki günahları silkeliyorum gecenin bir vakti. Elimde, belki de sadece Türkiye"ye has bazı haberler ve de resimler.
657"lik bir adam, gecenin o vakti okuduğum bir gazete vasıtasıyla beni DAĞ"a gitmem için uyarıyor. Hem de, Kürt Sorununun Demokratik Çözümünün yolu, DAĞ"a gidişleri engellemekle olur söylemlerinin revaçta olduğu bir dönemde. Neymiş, Neredeyse kendisinin ve kendine benzeyenin dışındaki herkesin KAN"ından şüphe duyuyormuş. Tam da kan üzerinden siyaset yapanların iktidar olduğu bir döneme yakışır aslında bu ifade.

Sonra başka birileri geçmişinde yaşattığı acıları ve işlediği cinayetleri kutsarcasına, OHAL Bu Hali Çözer nidalarıyla, daha çok demokrasi ve Türkiyeli Kürt Yurttaşların da "Eşit " yurttaş olma taleplerine atalarından yadigâr " İstemezük " ifadesiyle karşı çıkıyor.
Kürt Coğrafyasında bulunan 99 Sivil Toplum Örgütü, savaşın her iki tarafına da "Silahları Durdurun " çağrısında bulunuyor. Ve bununla birlikte, işleri KAN emmek olan bazı unsurlar, bu çağrıyı " Sivil Örgütler PKK"den bıktı " mealinde bir şekilde anlatmaya çalışıyor. Sadece bunun adına UTANMAZLIK denir sanırım...
Ve mütedeyyin orijinli Hükümetin Başı, Anayasa değişikliği için kendine benzer kişilerle görüşmeler yapıyor. Bu görüşmeler sırasında Türkiyeli Kürt Yurttaşların legal partisini hem es geçiyor ve hem de Halka Havale ediyor. Her Allah"ın günü ölümler yaşattığı için Türkiyeli Kürt Yurttaşların da O"nu Hakka havale ettiğinden haberdar bir vaziyette. Türkiyeli Kürt Yurttaşlar adına Açılım-Maçılım nidalarıyla ortalıklarda cirit atanların 'Muhatap' beğenmemelerine ne anlam veriri bunu Diyarbakır Qırıxlarına sormak gerek.
Eminim ki son günlerde ülkemdeki yurttaşların çoğunluğu bu konularla meşgul. Yani öldürmeyi hak görüp gösteren Önder AYTAÇ"ın durumu belki de kimsenin umurunda değildir. Elbette ki benim de değil. Zira adam zaten ne idüğü belirsiz biri.
Ancak bunların yanında, belki de Türkiye kamuoyunun es geçtiği ve içimi parçalayan en önemli konu, çatışmalarda yaralı ya da ölü olarak yakalanan Kürt PKK"lilerine yapılanlardır. Görüntüler BDP tarafından Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı ve ilgili diğer birimlere yollandı. Muhtemelen, ben bu satırları yazarken, katiller yaptıklarının resmine bakıp keyif çatıyorlardır. Kim bilir belki de, "keşke bize de canice öldürttüğümüz Kürtler"in kulaklarından anahtarlık hediye edilseydi" diye de iç geçirtiyorlardır. Hani Kürt kamuoyu, kesik kulak ve burunlardan yapılmış amskot haberlerine hiç de yabancı değiller. Yıllardır var olan ve duyulmanın yanı sıra tanık olunan bir realite. Ama inkâr edilen her şey gibi bu da inkâr ediliyor.
"Bir insana kıymak, tüm insanlığa kıymaktır " mealindeki Kur"an Ayetini görmezden gelen bu sözde Dini Bütün Devlet Erkânının vicdanlarının seslerini çok merak ediyorum. Toplumsal bir olayda, yurttaşların bir güven(siz)lik mensubuna fırlattığı taş bile haftalarca işleniyorken, böylesi bir vahşetin görmezden gelinmesine bir anlam vermek zor. Aslında zor olmasa gerek. Zira "iktidar" için "kardeş katline cevaz" verenlerin torunları olurlar kendileri. Sonra da O "kardeş katillerini" sözüm ona " Peygamber"in Hadisine mazhar" olmakla kutsarlar.
Aslında BDP tarafından kamuoyuna sunulan Ebbas Emani olayının üzerinden yıllar geçti. Bir çatışmada sağ ve yaralı olarak ele geçirilen Emani, Devletin sonradan anlaşılacağı üzere pek de şefkatli olmayan kollarında sorgulanıp ve daha sonra da bir aracın gölgesinde öldürülür. Baba ve Oğlu öldürdükten sonra olayı kayıtlara " iki terörist Ölü Olarak Ele Geçirildi" diye geçirten ADİ(L) devletimiz, daha sonra Emani"yi de çatışmada "Öldürülmüş(!)" biri olarak lanse etti. Çatışmada ölü olarak ele geçirilen bu kişi'yi, Türkiye kamuoyuna 'Azılı ve Vatanı Bölmeye çalışan bir TERÖRİST 'olarak gösterdi mi sorun kalmaz. Zira ülkemin Türk Yurttaşları, zaten 100 yıla yakın bir zamandır Yoğun bir Milliyetçilik kuşatmasıyla karşı karşıyaydı. 'Vatan-Millet-Sakarya' edebiyatı başladı mı gerisi teferruattı.
İmam Hatip mezunu bir Başbakan'ın bu resimler karşısındaki anlaşılmaz tavrını HAKKA havale etmek ne işe yarar bilemiyorum ama ölüleri yarıştırma konusunda bir tavır sergilemesi son derece gayri ahlaki bir tutum. 'PKK Militanlarının da kesip-biçtiği Askerler' var mealindeki sözleri ne kadar komik duruma düştüğünün resmi oldu. Asla ölümü ve vahşeti komik görmüyorum. Ancak en sıradan ve basit bir olumsuzluğu da yıllarca kullanan Devletimizin bir bütün erkânı, böylesi bir durumda bunca zaman sessiz mi kalırdı acaba merak ediyorum?
Buhari ve Müslim'in rivayet ettiği birçok hadise dayanarak söylenebilir ki, İslam Hukukuna göre; kim olursa olsun, hatta babanızın katili bile olsa yaşamını yitirmiş birinin vücuduna işkence yapılması şiddetle haram kılınmıştır. Bildiğim kadarıyla, bu olay tüm medrese ve Din derslerinin okutulduğu her alanda anlatılmaktadır. Eee bu anlatılanlardan pay çıkartamıyorsa Dindar biri, bunun ne anlama geldiğini ben izah edemem.
Evet, kirli, ahlaksız, kuralsız ve anlamsız bir savaş var. Savaşın taraflarının Bir Savaş Hukukunun da olduğunu bilmesi gerekiyor. Sezar"ın hakkı Sezara diyelim ki, PKK defalarca Evrensel Savaş Hukukuna uyduğunu ve uymak için azami çaba harcadığını deklere etmiştir. Ki birçok eylemi de bunu gösteriyor. Ancak ya bir türlü taraf olduğunu kabul etmeyen TARAF'ın yaptıkları... O TARAF da VAHŞETİN RESİMLERİYLE DANS EDİYOR maalesef.



















Amed'deki 'Boykot' Görüntüleri
Farqin "Boykot’a" Hazırlanıyor
‘BDP Halkını Tehdit Etmez’
BDP’den Silvanlılara İftar Yemeği
‘Koruma Beni Tehdit Etti’
Silvan’da BDP’nin Gençlik Şöleni 







